Her akşam bir bardak nesquikli süt içme kampanyası :)

Ağzımda aft çıktı bir değil, iki değil tam 9 tane. Doktora gittim nedendir diye? Tam kan tahlili istedi herşey tertemiz çıktı(Allah’a şükür) Stres olabilir dedi. Ama birde kulak burun boğaz doktoruna gözük dedi. Bu süreç içerisinde de sana bir sprey yazıyorum onu kullan biraz da olsa rahatlatır dedi. Ve o hayatımın en tehlikeli kelimesini ekledi. Sen süt içer misin? Hayır tabikide dedim, yoğurt yerim,peynir yerim ama süt ııığğğğğhhhh hiç sevmem dedim. O zaman bundan sonra seveceksin dedi. Öldüm ,bittim ,mahvoldum…. Aynaya baktım tekrardan belki korku ile kaybolmuşlardır diye. Ama nafile. Akşam canım kocama anlattım doktorla aramda geçen sohbeti. Ve sonuç karşımda 1 litrelik süt paketi birde 500 gr’lık nesquik duruyor.  Kocam daki tepki ise bundan sonra çay  yerine akşam bir bardak süt içiyoruz . Ufff ya sadece kocamı kıramadığım için nesquikli süt içecem. (bu arada aramızda kalsın ama nesquikli süt güzel oluyormuş 🙂

Ve bugün ne öğrendik:) Artık İstanbul’da Aile hekimliği başlamış.

Hastalandık gittik sağlık ocağına. Yazmışlar cama 01/10/2010 tarihinden itibaren Aile Hekimliği uygulaması başlamıştır. Hemşireden öğrendiğimiz kadarıyla artık herkesin bir doktoru olacakmış.
Aile Hekimi demek kişiyi bir bütün olarak incelemek üzere eğitilmiş hastanın yaş ve cinsiyetine bakılmaksızın ondan sorumlu olacak doktor demekmiş. Amaç acil hastalıkların tedavi edilmesi,düzenli sağlık taramalarının yapılması hastalığın kronikleşmesini engellemekmiş. Sağlık ile ilgili alacağımız danışmanlık hizmeti için de ilk olarak çalacağımız kapı yine Aile hekimimiz olacakmış. Aile hekiminin koyduğu teşhiş eğer ki başka bir branş doktorunun uzmanlık alanına giriyorsa yönlendirme ve aradaki koordinasyonda Aile hekimi tarafından yapılacakmış.
Anlatınca kulağa hoş geliyor. İnşalllah kulağa geldiği gibi içeriğide böyle hoştur.

Ve hasta oldum :( Üst solunum yolu enfeksiyonu :(

Yılbaşı gecesi dedik,eğlendik dedik sanırsam nazar ettik. Bugün işe gidemedim:( Ben gidemedim benim yüzümden canım kocamda gidemedi işe. O kadar kötü olmuştum ki kısa kısa hızlı hızlı nefesler alıp, bir terleyip bir üşüyerek, gitgide kısılan bir sesle,boğazlarda bir yanma ve bütün kemiklerimde ağrı ile geceyi nasıl sabah ettim bilmiyorum.Aslında biliyorum çünkü bütün gece uyuyamadım. Canım kocamı da uyutmadım tabi. En son hatırladığım okunan sabah ezanıydı. Sonra uyumuşum saat 8:00 kadar. Dayanamadık ve doktora gittik tabi. Doktor belirtileri saydı ben sadece evet dedim:) Eklemler ağırıyor mu? Titreme nöbeti var mı? Boğazlar kızarmış…Ve beklenen cevap ben de modaya uymuşum üst solunum yolarını mahvetmişim. Üç tane ilaç verdi, bir kaç tane de öğüt; Bol bol elinizi yüzünüzü yıkayın, bol su tüketin, bol bol dinlenin…

Ortaköy gezisi

Safaristanbul’un bu haftaki gezisinin Ortaköy’de gece çekimi olduğunu öğrenince katılmaya karar verdik. Gündüz vakit bulamadığımız için gece gezisi olması iyi oldu.

İlk başlarda yapacak pek birşey bulamadık, hatta hava kararmaya başlamadan dönsek mi diye düşünüyorduk. Biraz daha oyalanalım, kumpir yiyelim dedik. Güneşin batmasını beklerken kumpirimizi yedik. Sonra yine meydanda safaristanbul ekibinin yanına gittik.

Çok büyük bir şans, boğaziçi köprüsünün ayakları arasından ay doğuyordu. Onun fotoğrafını çektik hevesle.

Boğaziçi köprüsü ayaklarından ay doğuyor
Boğaziçi köprüsü ayaklarından ay doğuyor

Sonra hava karardı, boğaz köprüsünü fotoğrafladık. Fatma o arada asistanlık yaparken çekirdek çitliyordu bir yandan 🙂

Sonra da evimize döndük…

İşte fotoğraflar: